sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

I'm NOt supeRMAN

37 kişi kendisini tutuyor, 291 arkadaşı var.


şu an yaşadığı yer İzmir. www.ismididikle.com adlı bir sitesi var.

music

mp3s

küstahın günlüğü rss kaynağı

adresi: http://iron--man.sosyomat.com/blog
1 yorum var - 02 Mayıs 2010 20:34 yazılmış
1 yorum var - 11 Nisan 2010 18:00 yazılmış
2 yorum var - 08 Nisan 2010 16:53 yazılmış
aferim14

kusmuk

4 yorum var - 21 Şubat 2010 17:51 yazılmış
2 yorum var - 21 Ocak 2010 13:17 yazılmış
3 yorum var - 12 Ocak 2010 17:18 yazılmış
2 yorum var - 10 Ocak 2010 00:01 yazılmış
aferim22

Kepenk

2 yorum var - 15 Aralık 2009 16:34 yazılmış
3 yorum var - 15 Aralık 2009 16:26 yazılmış
3 yorum var - 25 Kasım 2009 19:48 yazılmış

dostum sen söyle gitmeli mi buralardan kalmalı mı?
?

thecrowfun   02 Nisan 2011 10:44  

gönlün neyi bilirse onu yap ım. yalnız, ardında bırakacaklarını da unutma derim; seni sevenler çok...

;)

iron man   02 Nisan 2011 11:12  

:((((((((((((((

carol24   11 Mart 2011 17:09  

iyi ramazanlar

Calgary28   15 Ağustos 2010 22:07  


pearl4   05 Mayıs 2010 00:37  

kanadikirikkus   26 Nisan 2010 22:00  

şarkı güzel ama bu silah niye?

iron man   27 Nisan 2010 17:22  

özel bir anlam yüklemedim eklerken. şarkıya uyacağını düşündüm.

kanadikirikkus   27 Nisan 2010 20:08  

Oldu olacak Gediktepe ‘piknik tepe’ olsun...

Mütereddit, Arapçadan dilimize giren bir kelime, çekingen, kararsız olanlar için kullanılır; “Adam çekingen, karar veremiyor.”
Ağa 20 odalı bir konak yaptırmış, bakmış koca konakta bir hela var, yani tek tuvalet... Adı “mütereddit”e çıktığı için, kalfa şart koşmuş, “inşaata karışırsan çeker giderim.”
Konak bitmiş, mal sahibi, kalfa, konu komşu dolaşıyorlar, 20 odalı konakta bir hela; mal sahibi dayanamamış:
“Bu kadarı da fazla değil mi? İşine karışmadık ama, yirmi odaya bir hela yeter mi?”
Kalfa başını sallamış:
“Sen o kadar mütereddit, kararsız adamsın ki, iki hela olsa ona mı, buna mı derken, altına kaçırırsın, onun için tek hela yaptım!”
  • * *
    Bazen yazı yazarken de bu olur mu olmaz mı, yazsak mı yazmasak mı, nasıl yazsak, kim haklı derken, bir de bakarsınız konu uçup gitmiş...
    Başbakan’ın, şehitler verdiğimiz Gediktepe’de, Genelkurmay Başkanı ve diğer komutanlarla çömelerek konuşmasının, memleketin yüksek sorunlarına (!) bir sorun daha katacağı, ilk günden belliydi.
    “Başbakan çömelmeli mi çömelmemeli mi?”
  • * *
    Biz çömelmesinde sakınca görenlerden değildik, düşman karşıda, ateş menzilinde, ayakta durup hedef olmak doğru mu?
    Biz böyle düşünürken vaveyla koptu:
    “Başbakan çömelmez?”
    “Niye çömelmezmiş? Düşman karşıdaysa, Başbakan kurşun geçirmez adam değil ya! Üstelik Genelkurmay Başkanı bile çömelmiş, demek ki orada çömelmek gerekiyor!”
    “Hayır, Başbakan çömelmez!”
    İyi, o halde bırakın vurulsun!
    Laf mı bu?
  • * *
    Böyle derken, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu çıkıverdi:
    “Ben de Gediktepe’ye gideceğim, çömelmeye-ceğim!”
    Bir kere o sizin elinizde değil, sizi oraya götürenler “Burada çömelmek gerekiyor!” derse, çömeleceksiniz... Ucuz kahramanlığa gerek yok!
  • * *
    Şu günlerin tarihini yazacak olanlar, herhalde Bizans kafasının bugüne kadar sürüp geldiğini anlayacaklardır. Fatih’in ordusu Bizans’ı kuşatıp almak üzereyken, papazlar, melekler dişi miydi, erkek miydi? Diye tartışırlarmış.
    Cumhuriyet tarihi en ağır tehlikesini yaşıyor, yaşayacak, biz nelerle uğraşıyoruz? Bari Gediktepe’yi derleyip toplayalım, piknik yeri yapalım... Önce Kılıçdaroğlu’nu sonra Devlet Bahçeli’yi, sonra da BDP Başkanı’nı ağırlayalım, o da demokrasi gereği...
    “La havle ve la kuvvete...” çekmez de ne çekersiniz?
  • * *
    Tartışma “Başbakan çökmeli mi çökmemeli mi?” diye sürüp giderken oraların “efsane askeri” emekli General Osman Pamukoğlu “5N1K” televizyon programında konuya bir başka açıdan yanaştı:
    “Başbakan ve Genelkurmay Başkanı niye çöküyorlar? Karşıdaki düşmandan gelecek tehlike için değil mi? Eee, onca şehit verdikten sonra hâlâ orada düşman bırakılır mı? Habire Irak’a girdik diyorlar. Nereye girmişler? Girmişsen temizle orayı, Başbakan’ı da aman tehlike var diye çökertme!”
    Pamukoğlu ilginç asker, 20 bin seçme asker istiyor, “PKK dağlarda, geceleri hayalet gibi dolaşıyorsa, sen de dolaşacaksın, siperde beklemek yok!” diyor.
  • * *
    Haaa bu arada Cüneyt Özdemir’e de bir sözümüz var, bir konuyu iyice araştırmadan, deyimleri bilmeden karşınızdakine soru sormayın, hadi cahilliğiniz demeyelim, bilgisizliğiniz ortaya çıkıyor.
    Siz Gediktepe’yi “sığınak” diye isimlendirirken, Pamukoğlu ısrarla hem de bir kere değil “sığınak değil, siper” diye düzeltti. Sığınakla, siperin ne olduğunu bilmeden ahkâm keserseniz, böyle olur...

iron man   06 Temmuz 2010 10:50  

O TOPRAKTA LAİKLİK YOKTUR !!!

Haydaaa!
Hani düşünce özgürlüğü vardı?
Nedir düşünce özgürlüğü? “Baba Hindiler” gibi düşünmek midir, düşündüğünü söylemek midir, bir başka deyimle “ifade özgürlüğü” denmez mi buna?
Cuma günkü yazımızda, Anayasa Mahkemesi’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelen AKP’yi “ciddi bir biçimde uyardığını” yazdık, lakin, bu partinin bu uyarıyı dinleyeceğinden emin olmadığımızı da belirttik. * *
KIZMIŞLAR!
Kimler?
Yarası olan gocunur; 10 Anayasa Mahkemesi üyesinden altısı bu parti kapatılsın diyor, dördü “Kapatmak ağır olur, para cezası keselim!” diyor.
AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğundan 10’unun da kuşkusu yok da, cezada ittifak yok! * *
YA bundan sonrası...
Bize kızanlar, Tayyip Erdoğan’ın karardan hemen sonra yaptığı konuşmayı gözümüze sokuyorlar.
“Laikliği ve cumhuriyetin ana ilkelerini savunacağız!”
Sanki ilk defa söylüyor...
“Tutturmuşlar, laiklik elden gidiyor, diye... Gider tabii, millet istemeyince gider” diyen sanki bir başkası, ya da laiklik karşıtı eylemlerin simgesi haline gelen “türban” için “Velev ki siyasi simge olsa ne çıkar!” diyen de bir başkası.... * *
HER bitkinin yeşerdiği, boy attığı bir toprak vardır.
Ta Milli Nizam’dan bu yana, Milli Selamet’i, Refah’ı, Fazilet’i ve bunların devamı olan AKP’yi yetiştiren toprakta “laiklik” yoktur.
Eğer o toprakta, bir tutam, bir avuç laiklik olsaydı, Refah da, Fazilet de, AKP de aynı delillerle yargılanmazdı.
Eğer, onların yetiştiği toprağa, miktar-ı kâfi laiklik toprağı atarsanız ne olur?
O bitki yetişmez, kurur, kavrulur. * *
GEÇENLERDE yazdık, hem Refah’ı, hem Fazilet’i Anayasa Mahkemesi’nde savunan, Saadet Partili eski milletvekili Şeref Malkoç ne diyordu:
“Halkın laiklik anlayışı ile Anayasa Mahkemesi üyelerinin laiklik anlayışı farklı.”
Mesele bu!
Onun “halk” dediği kendi tabanı... * *
BUNDAN sonra ne olur?
İşte ciddi bir tahmin:
“Muhalefet, AK Parti’ye, laiklik karşıtlığı mahkemeden tescilli muamelesi yapacaktır. Üstelik, artık partinin tepesine, Demokles’in kılıcı asılmıştır. Diyelim ki AK Parti programında söz verdiği gibi İmam Hatip mezunlarının üniversiteye gitmesini zorlaştıran katsayı adaletsizliğini gidermeye çalıştı ya da başörtülü kızların üniversitede okuyabilmesi için harekete geçti. Hemen, Anayasa Mahkemesi’nin kararına atıfta bulunanlar çıkacaktır.“ (x)
“ESKİ hamam, eski tas!” diye bir deyim vardır, bilir misiniz?
Hamam da eski hamamdır, tas da eski tastır, tellaklar da üç aşağı beş yukarı aynı kaynaktan...
Ya müşteriler?
Onlar da çok zor değişir! * *
HEPSİ bir yana “Anayasa Mahkemesi haklıdır” diyeni gördünüz mü?
Haklıdır deseler, “Laiklik karşıtlarının odağı haline geldiklerini” kabul edecekler.
———————
(x) Nazlı Ilıcak, Sabah, 01.08.2008

iron man   04 Ağustos 2008 16:42  

Babalarının günahı...

Televizyonu açtık, bir kadın, bir erkek; kadın gazeteci ve televizyonda söyleşi yapan Balçiçek Pamir, erkeği ise tanımıyoruz. Lakin anlatılanlar bize yabancı değil, nedense televizyonlar konuşanın kim olduğunu yazmazlar, ya da çok az yazarlar. “Ömer Gürcan” diye yazılınca, söylediklerini yan yana getirince anladık: “Süvari Binbaşı Fethi Gürcan’ın oğlu...” * *
KİM Fethi Gürcan?
Tanıtmamız lazım...
“27 Mayıs” askeri müdahalesinden sonra 1960’lı yılların başında iki darbe teşebbüsü oldu: “22 Şubat ve 20-21 Mayıs”. Her ikisinin de başında da Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir vardı, darbede yardımcılarından biri de Süvari Binbaşı Fethi Gürcan...
Başbakan İsmet Paşa “tarihi kişiliğiyle” güvence verdi; çünkü ellerinde silah, “Harbiyeli” sokaktaydı. Kan dökülmezse, darbenin başındakiler emekliye sevk edilecek, haklarında soruşturma açılmayacaktı. İsmet Paşa’nın “Harbiyeli” öğrenciler için koyduğu teşhis de şuydu:
“Aldatılmışlar!”
Harbiyeliler ertesi gün Atatürk anıtına çelenk koydular:
“Harbiyeli aldanmaz!” * *
HER gün bir dedikodu çıkıyordu; emekli olan Talat Aydemir ve arkadaşlarının bir şeyler yapacakları belliydi.
Yaptılar da... “Harbiyeliler” ayaklanıp sokağa çıktılar, başlarında eski komutanları Talat Aydemir vardı; lakin artık İsmet Paşa da garanti veremezdi. “Harbiyeliler” okuldan çıkarıldılar, Talat Aydemir ve arkadaşları sıkıyönetim mahkemesinde yargılandılar, sonunda Talat Aydemir ile Fethi Gürcan idam edildiler. ***
İŞTE, televizyondaki Ömer Gürcan, idam edilen Fethi Gürcan’ın o tarihte 15 yaşındaki oğluydu. * *
SONRAAAAA...
Ömer Gürcan, ortaokulu bitirince Kuleli Askeri Lisesine girmek ister, almazlar, ama onun gönlünde, babasının üniforması vardır. Liseyi bitirir, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni kazanır, Milli Savunma Bakanlığı hesabına okumak için başvurur, önce ses çıkmaz, bir süre sonra kabul edilmediği bildirilir.
Bu sırada telefon çaldı, sonrasını kaçırdık.
Adam idam edilen Fethi Gürcan’ın oğlu olduğu için Milli Savunma Bakanlığı hesabına okuması istenmiyordu... * *
HEMEN aklımıza emekli büyükelçi Zeki Kuneralp geldi. Onun da babası gazeteci Ali Kemal’di. Milli Mücadele karşıtı yazılarından dolayı yargılanmak üzere berberden kaçırılmış, İzmit’e götürülmüş, Nurettin Paşa denilen bir kumandanın dirayetsizliği ve belki de teşvikiyle linç ettirilmişti. Atatürk’ün ve İnönü’nün bunu asla kabul etmedikleri anlatılır. * *
ZEKİ Kuneralp, 1941 yılında üniversiteyi yurtdışında bitirdikten sonra, aynı yıl Dışişleri Bakanlığı meslek memuru sınavına girdi, kazandı. Lakin, “Hariciye”nin kazanı kaynıyordu:
“Bir vatan haininin oğlunu Dışişleri Bakanlığı’na kabul etmek ne kadar doğru idi?”
Kimse ne yapacağını bilemediği için konuyu Cumhurbaşkanı İnönü’ye arz ettiler, İsmet Paşa’nın tepkisi tam kendisine layıktı:
“Bunda ne var, anlamıyorum, niçin girmesin?” * *
HAYIR, hikâye bu kadar değil, devamı var, Zeki Kuneralp anlatır:
“Seneler geçti, 1963 yılının kasım ayında Ankara’da idim. Bern Büyükelçiliği’nden, Londra Büyükelçiliği’ne nakledildim. Usul gereğince, o tarihte Başbakan olan İnönü’nün huzuruna çıktım, mülakatın sonunda özel maruzatta bulunacağımı söyleyerek, ‘Paşam size bir şükran borcum vardır, bugüne kadar ödeyemedim, müsaadenizle şimdi yapayım’ dedim ve 23 sene evvel Hariciye’ye müracaat ettiğim vakit, hakkımda beliren tereddütleri ve bunların nasıl kalktığını anlatmaya başladım. İnönü sözümü kesti:
- Biliyorum evladım, biliyorum, teşekkür ederim, dedi.
Hayret ettim, olayı hatırlamasını beklemiyordum. Hem de teşekkür ediyordu. Şaşırdım, bir şey kekeleyip odadan çıktım.” * *
BAZEN yazarız ya!
O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler, deriz ya!
Bir daha dönmemecesine...
Şimdi önümüze, geleceğe bakalım.
Kim bilir kaç insanın siciline “Babasının adı Ergenekon’da geçer!” kaydı düşmüştür.

iron man   31 Temmuz 2008 13:25  

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Atatürk

    Atatürk

    7915 üyesi var. üyelik serbest.
  2. müzik

    müzik

    6340 üyesi var. üyelik serbest.
  3. sosyomatch

    sosyomatch

    4109 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. bira

    bira

    3915 üyesi var. üyelik serbest.
  5. Aşk

    Aşk

    3502 üyesi var. üyelik serbest.
  6. nietzsche

    nietzsche

    3227 üyesi var. üyelik serbest.
  7. felsefe

    felsefe

    2919 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  8. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    2506 üyesi var. üyelik serbest.
  9. jazz

    jazz

    1655 üyesi var. üyelik serbest.
  10. şarap

    şarap

    1284 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

1 2 3 ... 6


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ

ARKADAŞLARININ EKLEDİKLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage